İnsanlar Neden Hayır Der?

kairos hayır

Siz arkadaşınıza “hayatının fırsatını” sunuyorsunuz ve o HAYIR diyor, neden?

– “En doğru zaman, şimdi!”

1. Kimse tanıtım esnasında “kazanç planı”nı dinlemez:

Ürün dağıtım organizasyonunu göstermeye başladığınız anda insanlar kulağını kapatır, anlamaya çalışmaz. Çünkü önyargılar çalışmaya başlar. Bu yüzden arkadaşınızı alışını ne zaman yapıyoruz sorusunu yöneltmek için aradığınızda size bir çok bahane bulacaktır. Mutlaka arkadaşınızın nereyi anlamadığını çözmeniz lazım, belki kısa bir kazanç planı anlatımı gerekecektir.

2. İnsanlar “paraya ihtiyacım yok” derler:

Bizler kanaatkar bir toplumun vatandaşlarıyız çünkü. Doğduğumuz andan itibaren azıcık aşım ağrısız başım mantığıyla yetiştiriliyoruz; girişimcilik öğretilmiyor bize. Maaşlı çalışmanın dışında pek de bir seçenek sunmuyor ailelerimiz ne yazık ki. Orta ve orta alt sınıf bir aileden geliyorsak pek riski sevmiyoruz ve garanti gördüğümüz memuriyet, maaşlı bir hayatı tercih ediyoruz.
Arkadaşlarımıza tamda burada, aslında hepimizin parayla olan sorunumuzu çözmemiz gerektiğini anlatmanız lazım. Bilgi çağında para kazanmanın sadece ortaya zaman konularak olmadığını, para kazanmanın daha garanti ve eğlenceli yollarının olduğunu anlatmalıyız.

3. “Etik değil” derler:

Çünkü varolan sistem hepimizi bencil yetiştirmiş, adına patron denilen ve işlerin en başında olan adamın bütün parayı kazanmasını dilerler; çünkü bir gün kendilerininde patron olup bütün pastayı yeme sıralarının gelmesini düşlerler. Oysa ki dünyada bambaşka sistemlerde vardır. Arkadaşlarınıza klasik ticaretin “etik” kavramlarından bahsediniz.
a) Duvarında “bu iş yerinde askeri ücret uygulanır” yazan bir ülkede biz etik değiliz, insanlara hayatta kalacak kadar para verilen dünyayı reddediyorum; diyebilirsiniz.
b) Hiç bir özel sektör veya kamu kurumunda yöneticiniz veya üssünüz belki patronunuz size bir gün benim olduğum yerde olabilirsin demeyecektir, bizim ticaretimizde bütün amacımız seninde en kısa zamanda benim olduğum konumlara yükselmen; diyebilirsiniz.
c) Bizim işimizi ciddiye almamışlardır, emek olmayan, sadece yeni başlayanların çalıştığı bir sistem olarak görürler, arkadaşınıza onun kendini geliştirebilmisi için ona yardım edecek bir sürü liderinin olduğunu söyleyebilirsiniz.

4. “Piramit”? derler her zaman:

Bu gün hiç kimse iddia ediyorum gösteremezki herhangi bir organizasyon pramit şeklinde olmasın. Bu gün devlet ve özel sektör, bir çok kuruluş ve aile bile bir pramittir. Pramitler ayrıca Mısırda bulunur ve dünyanın 7 harikası içindedir.
Pramitlerin kötü görünmesi, kötü niyetli insanların bunu hep kullanmasıdır. İnsan oğlu hep kısa yoldan zengin olmanın peşindedir, ve bu uğurda bir çok varlıkların kaybederler.
Bu gün özel bir şirkette çalışan bir arkadaşınız işimizin pramit olduğunu söylerse ona çok rahatlıkla kendi işininde bir pramit organizayona sahip olduğunu anlatabilirsiniz. En başta bir ceo vardır, altında yönetim kurulu, altında müdürler, altında bölüm şefleri ve yardımcıları, altında ürün sorumluları, altında satış şefleri ve en en altta satış personelleri vardır. Klasik bir pramitte kimse size bir gün bir üste attayacağınızı söylemez ve bunun için çabalamaz; çünkü sizin yükselmeniz demek onların işsiz kalması demektir. Ve en alttakiler her zaman en az kazanmaya mahkumdurlar.
Network’te ise herkesin ilerlemek için eşit fırsatı ve eşit desteği vardır. Şirket ürün satışından elde ettiği karı ona yardımcı olan temsilcilerine paylaştırır. Ben ömrü hayatımda görmedim ki, trilyonluk satış yapan medikal bir firmada ceo kar payı dağıtsın…

5. “Vaktim yok”:

Olmaz tabi, tüm gün, ortalama 10 – 12 saat çalışınca insan 1000 lira maaş için, normal olarak vakit kalmaz hiçbir şeye. Eve gelindiğinde bulaşık çamaşır, görev gibi facebook televizyon felan… Araştırmalar gösteriyor ki toplumun en fakir olan bölümü hep vakitsizlikten şikayet ediyor çünkü uzun saatler çalışıyor, parası yok dışarı çıkamıyor ve televizyona çok vakit harcıyor. Herkesin boşa geçirdiği zamanlardan arttırabileceği zamanı vardır; her gün aynı şeyleri yaparak hayatımızın değişmesini bekleyemeyeceğimizi söyleybilirsiniz.

6. “Ben yapamam”:

Yapamayacağını düşünürsen tabi ki yapamazsın, sonuçta hiç birimiz bu işi bilerek doğmadık. Bu işi yalnız yapmıyoruz ki, işin güzelliği de burada zaten, dünyanın hiç bir organizasyonunda olmayan destek ve birliktelik. Üstlerinizin görevi size eğitim vermek size destek olmak, sizin görevinin onları uygulamak, hepimiz özgüvensiz yetiştirildik. Arkadaşınızın her daim yanında olacağınızı belirtin ve olun..
Babam bile yapıyor.

7. “Ben Ahmet abime danıştım, bu iş olamaz diyor”:

Ahmet abi öncelikle bizim işimizle uğraşmış mı, alakadar olmuş mu öğrenmek lazım; neye dayanarak olmaz diyor? Bizim Türk milleti konuşmayı çok sevdiği gibi, kimsenin kendisinden de daha fazla başarılı olmasını istemez.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta Ahmet abi bu hayatta ne başarmıştır? Nasıl bir işte çalışıyordur, vizyonu nedir? Bu hayatta neyi başarmıştır ki insanların hayattarını etkileyebilecek kararları kendi başına verebiliyordur.
Çok güzel bir örnek var bu konuyla ilgili. Bir gün giderseniz gecekonduda oturan birinin evine ve bir gün boğazda ev almak istediğinizi söylerseniz size güler ve bunu başaramayacağınızı söyler. Ama boğaza gder, orada evi olan biri ile konuşup, bende burada bir ev istiyorum derseniz, sizi karşısına alır ve tabiki der, bunu eğer gerçekten istersen yapabilirsin der.
Arkadaşınızı da anlayın, o da sizin bir zamanlar olduğunuz gibi, kararlarını başkasına aldırıyor; yardımcı olun.

8. “Param yok”:

Onu biliyoruz zaten, amacımız beraber para kazanmak. Arkadaşınızı rahat hissettirin, sonuçta amacınız ona ürün satmak değil, onun hayatına dokunma, değiştirmek. Size bırakın milyarları, bin liraların kapısını açacak bir ticarete param yok diyemezsiniz. Para istenildiğinde bulunan en kolay şey, bizim amacımız sürekliliğini sağlamak.
Bir hayal edin; ederi 200bin lira olan bir evde kiracısınız, ve bir akşam ev sahibiniz arıyor, yarın ameliyat olması gerektiği için 50bin liraya ihtiyacı olduğunu söylüyor, eğer sabaha kadar bu parayı bulursanız size evi 50bin liraya bırakacağını söylüyor, o parayı bulursunuz değil mi? 1000 kişiyi arar 100er 1000er lira ister yine bulursunuz. Bizim ona sunduğumuz fırsatın büyüklüğüde bu boyuttadır. Dışarıda 2000 liraya çalıştığı işiyle hayatı boyunca ev alamayacak..

9. “Günah, haram”:

Bir ticaretin helal olabilmesi için 2 şart vardır, birincisi ortada ürün olacak (paradan para kazanılamaz), ikincisi iki tarafın rızası olacak. Özetle ticaretimiz helaldir.

10. “Tıkanır!”:

Favorimi sona sakladım. Sona kalacak bir çok insan olacağını, ve bu bir çok insanın hiç bir para kazanamayacağını iddia ederler. Bu konu üzerinede uzunca durmak istiyorum.
a) Öncelikle herkes bir ürün alır, bu ödediğiniz paranın karşılığıdır. Sonuçta ödediğiniz paranın karşılığını almıştır herkes.
b) Her ticaretin bir zaman faktörü vardır. Network’le uğraşmayan şirketlerde tıkanabilir, misal UFO gibi, herkes UFO alırsa şirket tıkanır, ama birlerinin de UFO’su bozulacak ve yenisini alacaklardır. Kapıya ip gibi dizilse tüm Türkiye 1 senede maksimum 120bin kayıt alınabilir, nüfus 75 milyon; ayrıca her sene 1milyon kişi 18 yaşını doldurmaktadır.
c) Herkes bu işi yapsa ne olur bu dünyanın hali.. Bunu bende çok düşündüm ama her iş bir tercih meselesidir. Bu gün diğer mesleklerdeki eleman fazlalığından dolayı inanılmaz bir “ucuz iş gücü” oluşmuştur. Öğretmenliğe 5000 lira verildiği günlerde bazı insanlar network yapmamayı tercih edebilirler, sorun değil.
d) BMW eğer bir gün herkesin BMW sahibi olup artık araba satamayacaklarını düşünseydi, fabrikayı çoktan kapatırdı, ama hala BMW si olmayan insanlar var, ve hiç bir zaman herkesin BMWsi olmayacak.
e) Dünyada 6,5 milyar insan var; eğer googledan biraz incelersek bu sayının 1900’lü yıllarda 1,5 milyar olduğunu görürüz. yani ortalama 5 sene içerisinde 8 milyarlık bir nüfus olacak tüm dünya da.

Uzun lafın kısası:


Kimse ilk anlatıldığında anlamaz çünkü dinlememiştir. Görevimiz insanların gözünü açabilmek. Güvenli gördükleri işlerinin ve hayatlarının aslında ne kadar da riskli olduğunu göstermek, riskli olan yolun aslında tüm hayatsal riskleri yok etmek için olduğunu göstermek.
Kendinizi karşınızda ki arkadaşınızın, babanızın, kuzeninizin yerine koyun ve dürüst olun; size ilk anlatıldığında ne hissetmiştiniz anlatın.